| Yunanistan'dan İtalya'ya -3 (Floransa) | |
| Roma'dan Floransa'ya gitmek demek aynı zamanda da Lazio bölgesinden çıkıp Toskana bölgesine girmek demek. Toskana bölgesi verimli toprakları ve bu topraklarda yetişen güzel üzümleri ve bu üzümlerden yapılan güzel şarapları ile ünlü. Rahat bir yolculuk sonrası Floransa'ya varıyoruz. Bir İtalyan ile evli ve İtalya'da yaşayan bir Türk olan yerel rehberimiz Songül Hanım bize hemen kısa bir şehir turu yaptırıyor ve Medici ailesinin Floransa için öneminden bahsediyor. Medici ailesi burada yaşayan en güçlü ve en zengin aile... Para ticareti, tüccarlık ve ilk bankacılık işlemlerini o tarihlerde bu aile yapıyor ve bir bakıma da sanatçılara verdiği krediler ile (o dönemde adı kredi miydi tabi bilemiyoruz?) Rönesansın gelişmesine dolaylı olarak destek oluyorlar. Çok zengin ve gösterişi seven bir aile oldukları için Floransa'yı yönettikleri 400 yıl boyunca bu kente çok önemli kiliseler, saraylar ve gösterişli yapılar kazandırmışlar. Bu yapıları da dönemin ünlü sanatçılarının heykel ve resimleri ile donatmışlar. Aynı zamanda halka açık ilk kütüphaneyi de Medici ailesi kurmuş. Floransa, içinden geçen Arno nehri etrafına kurulmuş ve İtalya için geçmişte de, günümüzde de önemli bir şehir olmuş. Şehrin merkezindeki en önemli meydanı Piazza della Signoria (Lordlar Meydanı) ve meydanın ortasındaki Neptün çeşmesini gezerken Rönesansın havası sizi başka bir zamana götürüyor. Bu çeşmede Denizler Tanrısı Neptün, atlar ve denizkızlarının heykellerini görebilirsiniz. Floransa'nın en göze çarpan ve en etkileyici yapısı ise kırmızı kubbeli Dom diye de bilinen Santa Maria del Fiore. Bu yapının bir parçası sanılan ama ayrı bir yapı olan Çan Kulesi (Campanile) ve karşısında bulunan Vaftizhane (Battistero di San Giovanni) ile birlikte en çok ilgi gören yapıların başında geliyor. Vaftizhane'nin kapısı ise Cennetin Kapısı olarak da biliniyor. Piazza del Signoria'dan Arno Nehrine doğru ilerlediğimizde önce aslı Accademia dell' Arte del Disegno (Tasarım Sanatı Akademisi)'nde sergilenen Michelangelo'nun ünlü Davut heykeli bizi karşılıyor. Sonra ünlü Uffizi sanat galerisini (Galleria degli Uffizi) görürsünüz. Uffizi sanat galerisini maalesef gezemiyoruz çünkü çok önceden randevu ile bilet almamız gerekiyor. Bir daha ki gelişimizde mutlaka bu işi halletmek üzere Arno nehrine doğru ilerliyoruz. Bu arada sağlı sollu bir takım kişilerin heykellerini görüyoruz. Aralarında Galileo Galilei, Dante, Macchiavelli, Amerigo Vespuci, Donatello, Giotto, Magnifico gibi ünlü isimler var. Sonra bu kişilerin hepsinin Uffizi Sanat Galerisinde eserleri bulunan kişiler olduğunu öğreniyoruz. Bir nevi ahd- ı vefa yani... | |
“Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.” PLATON
3 Temmuz 2012 Salı
Yunanistan'dan İtalya'ya -3 (Floransa)
Etiketler:
Arno Nehri,
Firenze,
Floransa,
Gezi,
geziyorum,
İtalya,
Medici,
Sanat,
seyahat,
tatil,
Toscana,
Toskana
1 Temmuz 2012 Pazar
Yunanistan'dan İtalya'ya -2 (Roma - Vatikan)
30 Haziran 2012 Cumartesi
Yunanistan'dan İtalya'ya -1 (Selanik)
| Yunanistan çok fazla öncelikli görmek istediğim bir yer değildi ama Selanik ve Atatürk'ün evini görme fırsatı beni bu turu almaya iten en önemli etkenlerden biriydi. Gerçi gezimizin büyük bir çoğunluğu İtalya'da geçecekti ama sadece Selanik ve Atatürk'ün evini görebilmek amacıyla uçağı değil de otobüsü tercih ederek turumuza 29 Haziran Cuma akşamı saat 19:00' da Kadıköy Eski Salı pazarı otoparkından başladık... Saat 20:00'de Beşiktaş'tan bize katılan yolcularımızı da aldıktan sonra yola çıkıyoruz. Planımız gece yarısı gibi sınırı geçmek. Tekirdağ'da bir köfte molası veriyoruz ve 01:00 gibi İpsala gümrüğündeyiz. Yeri gelmişken bahsetmeden geçemeyeceğim... İpsala gümrüğünde bizim tarafta tek bir kapı çalışıyordu ve gümrük polisimiz çıkış kaşesini pasaportlara vurmak için herkesi tek tek sıraya dizdiği için işlemler çok uzun sürdü. Sırada toplam iki otobüs ve üç araba olmasına rağmen 1 saati aşkın bir süre beklemek zorunda kaldık. Bu sırada dışarıda beklerken inanılmaz bir sivrisinek saldırısına uğruyorsunuz, sınırı arabayla veya otobüsle geçecekler bunu unutmamalı ve önlemlerini almalılar. Ne hikmetse Yunan tarafında bir tane bile sivrisinek yoktu!... Yunan polisinin ise bizi otobüsten bile indirmeyip sadece pasaportları toplayıp giriş kaşesini basması ise enteresandı... Niye biz kendi insanımıza eziyet çektirmeyi severiz anlamam, bunun sebebi herhalde devletimizin insanımıza güvenmemesi olsa gerek diye düşünüyorum... Senin sen olduğunu her zaman ispat etmek zorundasın. Neyse...
| |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)